Wednesday, June 6, 2012

Dört Anlaşma Toltek Bilgelik Kitabı - Don Miguel Ruiz

Bu aralar kişisel gelişim-psikoloji ile ilgili kitaplarla yoğruldum diyebilirim ve fırsat buldukça hoşuma giden kısımlara değinerekten kitapları burda toplamak istiyorum. Dört Anlaşma Toltek Bilgelik Kitabı da bunlardan biriydi; akıcı olması ve sıkmayan bir kurguda ilerlerken vermek istediği mesajları hayata dair uyuma giden yolun nasıl olması gerektiğini anlatan bir aktarımdı.
Kitap 4 temel madde (bakış açısı- yaşam biçimi de diyebilirim) üzerine kurulu, bunlar ;
  1. Kullandığınız sözcükleri özenle seçin .
  2. hiç birşeyi kişisel algılamayın .
  3. Varsayımda bulunmayın iletişimde açık ve net olun.
  4. Daima yapabileceğinin en iyisini yap.
Maddeleri boyle okuyunca emrivaki gibi gelebilir..kitabı okuduğunuzda fikriniz değişecektir. Kitaptan hoşuma giden cümleleri aşağıda bulabilirsiniz.

Kullandığınız sözcüklerde kusursuz olabilmek. Sözlerimiz arı, kusursuz, eksiksiz olmalıdır. Sözler sizin yaratma gücünüzdür. Sözleriniz, size doğrudan Tanrıdan gelen armağanlardır. Bir tek söz ile savaşlar çıkabilir, gönüller kırılabilir veya kalpler fethedilebilir. İnsan zihni sürekli tohumların ekildiği verimli topraklar gibidir. Tohumlar düşünceler, fikirler ve kavramlardır. Söz tohum gibidir. Bu verimli topraklara korku tohumları ekmeyin ve ekilmesine izin vermeyin!(1. madde)

Etrafınızda olan biten hiç bir şeyi kişisel algılamayın. Örneğin biri size aptal demiş olsa bile, bu sizi değil karşınızdakini ilgilendirir. Çünkü herhangibiri sizin aptal olduğunuz yargısını ortaya koyacak bir güce ve yetkiye sahip değildir. Bu ancak kendi karşılaştırmaları, kendi hayat algılayışı, kendi bilgi, duygu düşünce düzeyi ile yaptığı bir yargılamadır. Genel olarakda kendi yetersizliğini görerek sizi yargılamıştır. Bu nedenle size söylenen bu sözü bile kişisel algılamayın! Size söylenen şeye katılırsanız, kişisel olarak algılamış olursunuz ve bu sözle anlaşma yapmış olursunuz. (2. madde)
Çünkü doğrunun ne olduğunu bilmemekten, karşımızdaki kişiyi açıklığa davet etmekten korkuyoruz. Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımlarda bulunuyoruz. Sonrada varsayımlarımızın doğru olduğuna inanıyoruz. Bu inançlarımızla varsayımlarımızı savunarak, başkalarını yanlış yada haksız kılmaya çalışıyoruz. Ama zihnimizin içindeki, çelişen anlaşmalarımızdan doğan kaos, her şeyi yanlış yorumlamamıza ve yanlış anlamamıza yol açar. Konuşarak sormak ve gerçeği öğrenmek, varsayımda bulunmaktan çok daha iyidir. Böylelikle gerçeğin yakınından teğet bile geçmeyen rüyalar görmekten kurtuluruz.(3.madde)


Her koşul altında daima yapabileceğinizin en iyisini yapın. Şunuda daima hatırlayın: An, her an değiştiği için asla “en iyiniz” olmayacaktır. Hep daha iyisi olacaktır. Günlük yaşamınızda duygularınızn andan ana, saatten saate, günden güne değişiklik göstermesi gibi, "en iyiniz" de zaman içinde değişime uğrayacaktır. (4.madde)
Ölüm sahip olduğumuz en büyük değildir; en büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkmamızdır.

Mutsuzluk arkadaş arar.

No comments: